MİNİ ANKET
site ile ilgili yorum ve önerileriniz nelerdir?

çok iyi
iyi
eksik
öneriler için sorularınız başlığını tıklatın
Anket Sonuçları
<<< Önceki Sayfa

BESLENME İLE LÖSEMİ OLUŞUMU ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?

Beslenme ile kan hastalıkları  arasında ilişkiyi araştıran çok sayıda çalışma bulunmaktadır.


Ancak lösemi ile beslenme arasında doğrudan bir bağ kurmak mümkün değildir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenenlerde lösemi daha az oranda gelişmektedir. Gebelikten  önce son  1 yılda  sebze ve meyve ağırlıklı beslenen annelerin çocuklarında daha az lösemi geliştiği gösterilmiştir.

Meyva ve sebze ağırlıklı beslenenlede neden lösemi daha az görülür?

Bunun nedeni meyve ve sebzelerde bulunan  flavonoid adı verilen maddelerdir. Flavanoidler hayvansal gıdalarda bulunmaz, renkli bitkilerde bulunan pigmentlerdir ve 4000 den fazla çeşitleri vardır. Flavanoidler bitkileri güneşin zararlı ışınlarına karşı ve infeksiyonlara karşı korurlar. Flavanoidler  lösemi oluşumunu engellerler , lösemik hücrelerin ölümünü artırırlar ve lösemik hücrelerinin çoğalmasını durdururlar. Bu etkilerini lösemik hücrelerde bulunan enzimleri etkilemek suretiyle yaparlar. Ayrıca flavonoidlerin oksitlenmeyi engelleyici (antioksidan), iltihabı engelleyici etkileri de vardır. Meyve ve sebzelerin bahsedilen bu etkileri daha çok laboratuar ortamında yapılan deneylere dayanmaktadır.

Bu sonuçların insanlarda hangi dozda, ne kadar süre kullanımla ortaya çıkacağı ve nasıl kullanılması gerektiği belli değildir.  Laboratuar ortamında lösemik hücreler üzerinde yapılan deney sonuçlarına göre soya, beyaz kepek ve baklagillerde doğal olarak bulunan flavanoid (fitik asit) bağışıklığı artırarak lösemi gelişimini engellerler. Kırmızı biberde bulunan (capsaicin) ile kırmızı üzümde bulunan antosiyanin gibi flavonoidler lösemik hücrelerin ölümünü artırırlar.


Yeşil çay, bulundurduğu 4 farklı polifenol sayesinde antioksidan ve LDL, VLDL gibi kötü kan yağlarını azaltıcı etki gösterir. Ayrıca lösemik hücrelerin ölmesini sağlayarak faydalı besinler arasında yer alır.


Domateste doğal olarak bulunan flavanoid (likopen) prostat kanseri, kalp hastalıkları gibi bir çok hastalıkta etkilidir. Bazı lösemi tiplerinde lösemik hücrelerin büyümesini durdurduğu ve lösemik hücrelerin ölümünü artırdığı yine deneysel olarak gösterilmiştir.


Sarmısakta doğal olarak bulunan dially sülfid ve dially disülfid bazı tip lösemik hücrelerin gelişmesini engeller. Sarmısaktan kimyasal yol ile elde edilen bir madde  bazı kemoterapi ilaçlarının (fludarabin ve sitozin arabinozid) etkinliklerini artırmaktadır.


Çilek, ahududu ve yaban mersini quercetin ve ellagic asit gibi flavanoidlerden zengin besin kaynaklarıdır. Birden fazla flavanoid içeren bu besinlerin lösemi oluşumunu engelleyici etkileri daha fazladır. Bu etkilerini lösemik  hücrelerinin çoğalmasını engellemek ve ölmelerini artırmak suretiyle yaparlar.


Asya ülkelerinde migren, kas ağrısı,baş ağrısı için kullanılan bir bitkiden elde edilen luetolin lösemik hücrelerin gelişimini engellerken , kemoterapik ilaçlara karşı normal hücreleri koruduğu deneysel olarak gösterilmiştir.


Karabuğday, susam yağı deney ortamında lösemik hücre gelişimini engeller ve ölümünü arttırır.


Balık yağı ve E vitamininden zengin diyet bazı kemoteropatik ilaçların  yan etkilerini (kalp yetmezliği gibi) arttırır, bu nedenle bu ilaçlarla beraber kullanıldığında dikkat etmek gerekir.

Katkı maddesi içeren besinlerin lösemi gelişiminde rolü var mı?

Sodyum nitrit gibi bazı katkı maddeleri hazır besinlerin yapımı ve saklanmasında , tıpta bazı ilaçların hazırlanmasında, tekstil sanayinde, fotoğrafçılıkta yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle sodyum nitrit  araştırılmış ve kanser oluşturmadığı gösterilmiştir.

Ancak yaygın olarak yiyecek ve içeceklere koku ve tat vermesi için kullanılan bazı katkı maddeleri ile ilgili laboratuvar çalışmalarında çelişkili sonuçlar vardır. Bu nedenle katkı maddesi içermeyen doğal besinler en sağlıklı besin kaynakları olarak kabul edilirler. 

Anne sütü ve etten zengin diyetle lösemi arasında ilişki var mı?

Benzen kan hücrelerine zararlı bir kimyasal maddedir. Zararlı etkisini fenol ve hidrokinin yoluyla yapar. Benzen karaciğerde fenol ve hidrokinine dönüşür. Bu iki maddenin kan düzeyi beslenme şekline, sigara kullanımına ve antibiyotik kullanımına bağlı olarak değişir. Etten zengin gıda ile beslenenlerde vejetaryenlere göre daha fazla barsakta fenol üretilir. Düzensiz ve sık kullanılan antibiyotiklere bağlı olarak barsak da bulunan faydalı bakteriler azalırken fenol üreten zararlı bakteriler artar ve bu da  toksik maddelerin kanda artmasına neden olur.

Anne sütünün çocuğu lösemiden kurtarıcı etkisi, anne sütüyle faydalı bakterilerin bağırsakta artmasına bağlıdır. Bu nedenle mesleksel risk faktörleri olmayan ve sigara içmeyen hastalarda lösemi gelişiminde muhtemelen kalıtsal faktörler, bağırsakta doğal olarak bulunan bakteriler ve bu bakterileri etkileyen diyet gibi çevresel faktörlerin rolü olabilir.

Tarımsal alanlarda kullanılan ilaçların lösemi veya lenfoma oluşumunda rolü varmı?

Tarımsal alanlarda yaygın olarak kullanılan ilaçlara bağlı olarak hayvansal gıdalarda (et ve yağ) kanserojen madde  oranı yüksektir. Tarımsal alanlarda otlara veya haşerelere karşı kullanılan ilaçlar, toprakta ve o bölgedeki su kaynaklarında birikmektedir. Bölgede bulunan otları yiyen veya su içen hayvanlar bu kanserojen maddeleri vücutlarına almaktadırlar.

Hayvanların eti tüketen insanlarda kanserojen maddeleri kendi vücutlarına alarak NHL gibi malin hastalıkların oluşmasına neden olurlar. Bu nedenlerden dolayı son yıllarda organik tarım giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.



Alt Başlıklar





<<< Önceki Sayfa

   © 2017 Prof. Dr. Ahmet ÖZTÜRK - www.hematolojika.com