MİNİ ANKET
site ile ilgili yorum ve önerileriniz nelerdir?

çok iyi
iyi
eksik
öneriler için sorularınız başlığını tıklatın
Anket Sonuçları
<<< Önceki Sayfa

Kronik Myelositik Lösemi (KML)

 

KML nedir?

Lökositler; nötrofil, lenfosit ve monositlerden oluşurlar. Kronik myelositik lösemi, myelositer serinin aşırı çoğalması ile karekterize hemopoyetik bir kök hücre hastalığıdır. Myeloid serinin olgun hücreleri başta olmak üzere tüm gelişim basamaklarındaki hücrelerde  aşırı çoğalma vardır. Normalde lökositler 5-10 bin arasında iken bu hastalıkda sıklıkla 50 binden yüksektir. Akut myeloid lösemiden farkı akut lösemide granülositik serinin genç hücreleri (blast) ni  çoğalırken, KML’de daha olgun hücreler (myelosit, band, nötrofil) çoğalır.

KML’nin sebebi nedir?

Kronik myeloid lösemide  Philadelphia kromozumu  saptanır. Bu kromozom bozukluğunda, dokuzuncu kromozomdan kopan bir parça 22. kromozoma ve 22. kromozomdan kopan bir parça da 9. kromozoma gider. Bunun sonucunda yapısı bozulan 22. kromozoma  Philadelphia kromozomu denir ve  hastalığın oluşmasından sorumludur. Ayrıca tedavinin takip edilmesinde de kullanılır. Philadelphia kromozomunun neden oluştuğu bilinmemektedir. Ancak yüksek doz radyasyona maruz kalma hastalığı oluşturan nedenlerdendir. Kalıtsal yol ile geçen bir hastalık olmadığından çocuklara ve kardeşlere geçmez.

KML hangi şikayetlere neden olur?

Erken dönemde genellikle şikayet oluşturmaz tesadüfen yapılan bir kan sayımında lökosit sayısının yüksek çıkmasıyla hastalık teşhis edilir. Hastalığın ilerlemesiyle yorgunluk, halsizlik, gece terlemesi başlar. Dalak büyümesine bağlı olarak sol kaburga altında dolgunluk ve  ağrı oluşabilir.

KML tanısı nasıl konur?

Tam kan sayımında lökosit sayısının artması önemli bir ip ucudur. Periferk yaymada  hastalık şüphesi doğrulanırsa ileri araştırmaya geçilir . Sonraki adım kemik iliğinin incelenmesidir. Alınan kemik iliği özel boyalarla boyanır. Kemik iliğin bir kısmı genetik çalışma (Philedelpha kromozomu ) için gönderilir. Bazen patolojik incelemeye de örnek gönderilir.

Hastalık hangi dönemlerden oluşur?

Hastalık 3 dönemden oluşur.

1- Kronik dönem: Hastaların tanı anında önemli bir kısmı bu dönemdedir. Bu dönemde hastaların önemli bir şikayeti yoktur. Çoğu zaman  verilen tedavi ile hastalık kolayca kontrol edilir.

2-Hızlanmış (akselere) dönem: Kronik dönemdeki hastalığın ilerlemesi ile akselere dönem başlar. Hastaların şikayetleri artar. Dolaşan kanda blast sayısı artmıştır. Hastalığı kontrol etmek bu dönemde  zordur.

3-Blastik dönem: Hastalık bu dönemde akut lösemiye dönmüştür. Blast oranı %20’nin üstündedir. Hastalarda ateş, yorgunluk, vücutta morluk ve  kanama  başlar. Hastalığı kontrol altına almak akselere döneme göre daha zordur. Blastik döneme giren hastaların ortalama yaşam süreleri birkaç aydır.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Tedavi İmatinib adlı ilacın kullanılmaya başlanmasından sonra oldukça değişmiştir. KML tedavisini imatinib öncesi ve sonrası diye 2 ye ayırmak hatalı olmayacaktır.

Kök hücre (kemik iliği nakli ); Genç ve orta yaş grubundaki hastalarda uygun verici var ise  allojenik kök hücre nakli yapılır. Bu tedavi ile hasta tamamen hastalıktan kurtulabilir. Ancak nakle bağlı komplikasyonlar göz önüne alınarak uygun adaylar seçilmelidir. Genç hastalarda eğer akrabalardan uygun verici bulunamıyorsa akraba dışı vericiler araştırılmalıdır.

Ancak bu tedavi yaklaşımı imatinib sonrası değişmiştir. Günümüzde tüm hastalara imatinib başlanması ve yanıt durumuna göre kemik iliği naklinin yapılması uygundur.

İmatinib  (Glivec®); Hastalığı oluşturan genetik bozukluğa yönelik bir tedavidir. Kanser hücrelerinin çoğalmasına yol açan hücre içi sinyalleri engelleyerek etkisini gösterir. Kronik dönemde hastaların %90’ında dalağı küçültür ve kan değerlerini normalleştirir. Hastaların %70 inda ise kromozom bozukluğunu düzeltir. Bu nedenle kanser tedavisinde yeni bir çığır açmıştır. En fazla kronik dönemde etkilidir. Akselere ve blastik dönemde ise daha az etkilidir.

Yemeklerle beraber ve bol su ile alınmalıdır. Yan etkileri fazla değildir. Bazı hastalarda çok az yan etki oluşurken bazılarında ise daha fazla görülebilir. Yan etkiler genellikle ilk aylarda daha sıktır ancak zamanla azalırlar.

En sık yan etkileri şunlardır;

1-Bulantı; Genellikle hafiftir. Bulantı giderici ilaçlarla geçer. Bazı hastalarda ilacın yemekten sonra alınması ile bulantı hafifler.

2-İshal; İshal giderici ilaçlarla düzelir. İshal sırasında bol sıvı alınmasına dikkat edilmelidir.

3-Baş ağrısı; Ağrı giderici ilaçlarla düzelir.

4-Vücutta şişlik oluşması;  Vücutta sıvı birikmesine bağlı olarak göz çevresi ve bacaklarda şişlik oluşur. İdrar söktürücüler kullanılır.

5-Göz şikayetleri; görme bozuklukları ve göz yaşında artış oluşabilir.

6-Hematalojik komplikasyonlar; İmatinib sırasında ateş yüksekliği (38 derecenin üstü) lökopeniyi, ciltte morluk, burun ve diş eti kanamaları trombositopeniyi gösterir. Halsizlik çabuk yorulma ise anemiye bağlı olabilir. Bu şikayetler oluştuğunda imatinib dozunun ayarlanması için hemen doktora müracaat edilmelidir. İlaç kullanımı sırasında ailelerin çocuk sahibi olmamaları önerilir. Çünkü ilacın güvenilir olduğu gösteren çalışmalara ihtiyaç vardır.

Glivec'e dirençli veya ilacı tolere edemeyen hastalarda son yıllarda nilotinib ve dasatinib (sprycel adı ile ABD'de kullanıma sunulmuştur,Türkiyede de kullanımaya başlanmıştır) )adlı yeni 2 ilaç kullanıma girmiştir Bu iki ilacın etki mekanizması glivec' e benzer ancak biraz daha farklıdır. Alınan sonuçlar oldukça ümit vericidir.


İnterferon alfa (İntron®, Roferon®); Glivec’in kullanıma girmesinden sonra eski önemini kaybetmiştir. Normalde vücutta az miktarlarda yapılan bir maddedir. Kronik fazda etkilidir, hastalığı kontrol altına alır, yaşam süresini uzatır. Kanser hücresine karşı bağışıklık sistemini uyarır, kanser hücresinin çoğalmasını yavaşlatır.  Bazı ilaçlar  (Sitozin Arabinozid) ile beraber kullanıldığında ilacın etkinliği artar.

Yan etkisi; ateş, kas ve eklem ağrıları ve yorgunluk hissidir. Ancak bu yan etkileri sıklıkla verilen yardımcı ilaçlarla ortadan kalkar. Ayrıca İnterferonun cilt altı kullanılması ve sürekli uygulanma zorunluluğu vardır.

Kemoterapi; En sık hydroxyuera (hydrea®) kullanılmaktadır. Ağız yoluyla kullanılır. İlacı kesmeyi gerektirecek önemli bir yan etkisi yoktur. Hastalığın kontrol edilmesi amacıyla kullanılır. Diğer kemoterapi ilaçları daha az sıklıkla kullanılır.






<<< Önceki Sayfa



Alt Başlıklar
   © 2017 Prof. Dr. Ahmet ÖZTÜRK - www.hematolojika.com