MİNİ ANKET
site ile ilgili yorum ve önerileriniz nelerdir?

çok iyi
iyi
eksik
öneriler için sorularınız başlığını tıklatın
Anket Sonuçları
<<< Önceki Sayfa

TIBBİ TERİMLER

 

Hematolog: Kan hastalıkları ile ilgilenen uzman doktor. Hematolog olabilmek için iç hastalıkları veya çocuk hastalıkları uzmanı olmak gerekir.


Hematoloji: Kanın ve kan hücrelerini yapan organların  (kemik iliği, lenf organları, dalak) hastalıkları ile uğraşan bilim dalıdır.


Periferik yayma: Parmak ucundan alınan kanın lam adı verilen cama yayılarak boyanması. Boyanan cam mikroskopta incelenir.


Retikulosit : Kemik iliğinden dolaşıma yeni çıkan genç eritrositler


Eritrosit: Kırmızı kan hücreleri . Oksijenin akciğerden tüm vücuda taşınmasını sağlarlar. Eksikliklerinde kansızlık meydana gelir.


Hemoglobin: Eritrositin içini dolduran proteindir. Alfa ve beta isimli 2 protein zincir ile Hem den meydana gelir. Hem ise demir ve demir bağlayan özel bir yapıdan oluşur.


Lökosit: Beyaz kan hücreleridir. Nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil ve bazofil adı verilen hücrelerden oluşur. Enfeksiyonlarla mücadele eden ve bağışıklık sistemini oluşturan hücrelerdir.


Nötrofil: Lökositlerin %40-60’ını oluşturur. Mikropları içlerine alarak yok eden hücrelerdir. Bu hücrelere granülosit de denir.


Lenfosit: Lökositlerin %20-40 ını oluşturur. T ve B hücreli lenfosit olmak üzere 2 çeşit hücreden meydana gelir. T hücreleri bağışıklık sistemini meydana getirirler. Kanser ve virüslere karşı mücadele ederler. Ayrıca B lenfositlerin çalışmalarına yardım eden hücrelerdir. B hücreleri virüslerden büyük mikroplara karşı vücudun savunmasında bulunurlar. Antikor üreterek nötrofillerin mikropları öldürmesini sağlarlar.


Monosit: Enfeksiyonla mücadelede önemli rol oynayan ve lökositi oluşturan hücrelerden biridir. Monositler nötrofillerle birlikte mikropların öldürülüp sindirilmesinde görev yaparlar.


Trombosit: Kan pulcukları. Kanda bulunan en küçük hücrelerdir. Kanama halinde hasarlı damar bölgesine giderek kanamayı durduran hücrelerdir.


Eozinofil: Alerjik reaksiyonlarda rol oynar ve parazitik infeksiyonlara karşı koruma sağlayan hücrelerdir.


Ferritin: Vücutta depo edilmiş demir.


Blast: Eritrosit, lökosit ve trombositleri oluşturan normalde kemik iliğinde bulunan genç hücrelerdir. Eritrositleri oluşturanlara eritroblast, lökositleri oluşturanlara myeloblast veya lenfoblast  ve trombositleri oluşturanlara megakaryoblast denir. Normalde kemik iliğindeki hücrelerin %1 i blasttır. Lösemide bahsedilen blastlar anormal blastlardır. Blastların ayırımı için özel boyalardan ve immunfenotiplemeden faydalanılır.


Lökopeni: Lökosit sayısının normalin altında olması


Nötropeni: Nötrofil sayısının normalin altında olması


Trombositopeni: Trombosit adı verilen kan pulcuklarının sayısının normalin altında olması

Parsiyel tromboplastin zamanı (PTT): İntrensek yoldaki faktör eksikliklerini gösteren bir testtir. Özellikle faktör VIII ve IX eksikliklerinde (Hemofili A ve B de ) uzar.
Parsiyal Tromboplastin Zamanı (PTT): faktör oniki (XII) nin aktif hale geçmesi ile sırasıyla faktör onbir (XI)ve  faktör dokuz (IX) aktif hale geçer. Aktif faktör IX, faktör sekiz (VIII), kalsiyum (Ca) ve fosfolipit (pl) yardımıyla Faktör on (X) nu aktif hale geçirir. Faktör X da faktör beş (V), Ca ve Pl yardımıyla faktör iki (II) yi aktif hale dönüştürür. Faktör II de fibrinojeni fibrine çevirir. Fibrin oluşumu ile geçiçi trombosit tıkacı sağlamlaştırılarak kanama durdurulur.
 

PT (protrombin zamanı): İlk defa 1935 yılında tanımlanmıştır. Ekstrensek yoldaki faktör eksikliklerini gösteren bir testtir. Özellikle karaciğer hastalıklarında ve coumadin kullananlarda uzar.  Coumadin dozunun ayarlanması için PT testinden yaralanılır.
Protrombin zamanı (PT): Faktör X, doku faktörü ve faktör yedi (TF/VIIa) tarafından aktif hale dönüştürülür (Xa). Aktif hale dönüşen Xa , faktör V, Ca ve Pl yardımıyla Faktör yi aktif hale dönüştürür. Aktif hale geçen faktör IIa de fibrinojeni fibrin haline dönüştürür. Faktör X’un aktif hale gelmesinden sonraki yol PTT ve PT testlerinde ortak olduğundan bu yola ortak yol denir.

  
Protrombin Zamanı (PT)
INR (uluslararası normalizasyon oranı) : Protrombin zamanı ölçmek için kullanılan maddenin (tromboplastin) cinsine bağlı olarak PT değişebilmekte buda coumadin kullanan hastalarda ciddi problemlere yol açabilmektedir. PT testindeki bu değişkenleri ortadan kaldırmak için kullanılan yeni bir parametredir. ISI (uluslararası duyarlılık indeksi) kullanılarak PT standart hale  getirilmiştir. Venöz tromboembolizm ve atrial fibrilasyonda INR’nin 2-3 arasında olması prostetik kapak hastalarında ise 2,5-3,5 arasında olması istenir. 


Lökositoz : Lökosit sayısının normal değerlerin üzerinde olmasıdır. Özellikle infeksiyon hastalıklarında, kemik iliğini tutan hastalıklarda (lösemi, myelodisplastik sendrom ), ilaç kullanımında (kortizon), inflamasyonda (myokard infarktüsü,vaskulit) lökosit sayısı artar.


Trombositoz: Trombosit değerlerinin normalin üzerinde olmasıdır. Trombositoz kemik iliği hastalıkları (Esansiyel trombositoz, kronik myeloid lösemi, polisitemia vera), maliğn hastalıklar, kan kayıpları ve demir eksikliği anemisi gibi nedenlere bağlı olarak görülür.


Aferez:  Hasta veya sağlıklı bir kişinin özel bir makineye bağlanarak kan hücrelerinin birinin veya plazmasının bir torbada toplanması işlenen kanın kişiye geri verilmesidir. Bu amaçla özel cihazlar ve setler kullanılır. Aferez en çok trombosit süspansiyonu elde etmek, kök hücre toplamak ve plazma ayırmak amacıyla kullanılır.  Sağlıklı vericilerden aferez ile alınan trombosit süspansiyonları, kanamanın durdurulması  amacıyla hastalara verilir. Bu işlemin vericinin sağlığı  açısından olumsuz bir etkisi yoktur ancak  hayat kurtarıcıdır.


Tromboferez: Aferez işlemi ile trombosit ayrılmasıdır. Bu yöntemle elde edilen trombositler süspansiyonlarının trombosit içeriği, kan bankalarından temin edilenlere göre ortalama 8 kat  fazladır.


Plazmaferez: Aferez işlemi ile plazma ayrılmasıdır. Çeşitli nörolojik hastalıklarda ve özellikle TTP de kullanılır. Taze donmuş plazma veya albumin kullanılarak hastanın plazması değiştirilir. Bu işlem ile hastanın plazmasında bulunan zararlı maddeler vücuttan atılmış olur.


Antikor: Vücuda giren ve antijen denen yabancı maddelere karşı B lenfositleri tarafından yapılan protein yapısında maddelerdir. Bakteri veya virus gibi mikroplara karşı B lenfositleri tarafından yapılan antikorlar mikropların ölmesini sağlarlar. Bazı durumlarda gelişen antikorlar koruyucudur ve aynı hastalığın bir defa daha geçirilmesini engellerler.


Kromozom: Çekirdekli tüm insan hücrelerinde bulunan, genetik şifreyi taşıyan DNA lardan meydana gelen yapılardır. İnsanda 46 kromozom vardır bunlardan 2 tanesi seks kromozomundan (X,Y) oluşur. 


DNA: Kromozomda bulunan genetik şifreyi taşıyan  yapıdır.


Dalak: Karın boşluğunun sol üst kısmında bulunan bir organdır. Dalağın büyümesine splenomegali, ameliyat ile alınmasına splenektomi denir.
Tropikal sprue ve Çöliyak hastalığı: Emilim bozukluğuna yol açabilen bağırsak hastalıkları.


Kemik iliği: Kemiklerin içinde bulunan ve kan hücrelerinin yapıldığı yumuşak, süngerimsi dokudur.


Kemik iliği aspirasyonu: Göğüsdeki iman tahtası (sternum) ya da kalça kemiğine özel bir iğne ile girilerek kemik iliğinin şırınga yardımıyla alınmasıdır. İşlemin yapılacağı bölge temizlendikten sonra lokal anestezi ile uyuşturulur. Büyük bir cerrahi işlem olmadığından hasta aspirasyondan sonra evine dönebilir. Alınan örnek periferik yayma gibi cama yayılarak özel boyalarla boyanır ve mikroskopta incelenilir.


             


Kemik iliği biyopsisi: Aspirasyona benzer, aspirasyon yapılırken aynı yerden biyopsi yapılabilir. Ancak daha büyük bir iğne kullanılarak kemik iliği  kemik dokusu ile beraber çıkarılır. Kemik iliği biyopsisi  ve aspirasyonu ile kemik iliğindekindeki  kan yapımı hakkında karar verilir.  Hastanın işlem sonrası hastanede kalması gerekmez  evine dönebilir.


İmmun fenotipleme : Lösemi hücrelerinin hangi tip hücre olduğunu tayin etmede kullanılan en hassas inceleme yöntemidir. Flow cytometry (akış sitometrisi) adı verilen özel cihazlar kullanılarak löseminin tanı ve tiplendirilmesi yapılır.


Sitogenetik İnceleme : Kromozomların sayı ve şekil yönünden incelenmesi.


Remisyon : Tedavi ile hastalığa bağlı belirti ve bulguların ortadan kalkmasıdır. Tam remisyondaki hastaların kan değerleri , muayene bulguları normal ve şikayetleri düzelmiştir. Kısmi remisyonda ise tedavi sonucunda hastalıkta anlamlı gerileme olduğu ancak hala bazı hastalık bulgularının devam ettiği anlaşılır. Remisyon kısa veya uzun süreli olabilir. Remisyon sağlamak için verilen tedaviye remisyon indüksiyonu denir.


Konsolidasyon tedavisi: Remisyon sağlanan hastalarda şifa sağlamak veya remisyon süresini uzatmak için verilen tedavi. 


İdame tedavisi: Bazı tip lösemilerde uzun süreli, periyodik ve genellikle düşük dozlarda yapılan tedavidir.


Nüks (Relaps): Tedavi ile remisyona girmiş bulunan bir hastalığın tekrar ortaya çıkması. Tedaviye dirençli hastalık (refrakter ): Verilen tedaviye  rağmen kanserli hücrelerin büyüyüp çoğalmaya devam etmesidir. Refrakter lösemili hastalarda  kemoterapi almalarına rağmen hastalığın başlangıcında bulunan bulgu ve belirtilerin çoğu bulunmaktadır.


Kök hücre (Stem cell): Eritrosit, trombosit ve lökositleri oluşturabilme yeteneğine sahip kemik iliğinde bulunan ana hücrelerdir. Kemik iliği naklinde aslında nakledilen bu hücrelerdir.


Periferik kök hücre: Kemik iliğinde bulunan kök hücreler bazı ilaçlar yardımıyla dolaşıma çıkarılır. Aferez aletleri yardımıyla bu hücreler damardan toplanır. Son yıllarda kemik iliği nakillerinde bu şekilde elde edilen kök hücreler kullanılır.


Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerinin öldürülmesi.


Kemoterapi: Kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Kemoterapi kanserli hücrelerle beraber normal hücreleri de etkiler. Özellikle kemik iliği, saç follikülleri, barsak ve ağız mukozası etkilenir. Bu yüzden kemoterapi ile sıklıkla saç dökülmesi, nötropeni, anemi, trombositopeni, ağız içinde yara oluşması ve ishal görülür.


HLA (İnsan lökosit antijenleri): Bu antijenler hücrelerin yüzeyinde bulunurlar ve kişiye özgü doku tipini belirlerler. Dört önemli HLA antijeni (A,B,C,D) bulunmaktadır. HLA antijenlerinin belirlenmesine doku tiplemesi denir.


Kemik iliği ve diğer organ nakillerinde alıcı ve vericinin doku tiplemesi yapılır. Nakil işleminin başarılı olması için alıcı ve verici HLA’sının  uyumlu olması gerekir. Kemik iliği nakilleri için, kardeşler başta olmak üzere akrabaların doku tipine bakılır uygun verici yoksa akraba dışı vericiler araştırılır.


Kemik iliği nakli: Kemik iliği nakli, kemik iliğinin yetersizliği nedeniyle kan üretemediği  veya yüksek doz kemoterapi veya radyoterapi sonrası kemik iliğinin zarar gördüğü durumlarda yapılan bir işlemdir. Kemik iliği naklinde esasında nakil edilen kök hücrelerdir. Tedaviye başlamadan kök hücreler toplanır. Kök hücreler hastanın kendisinden (otolog) veya başka birisinden (allojenik)  toplanır. Toplama işleme iki şekildedir. İlkinde hastaya anestezi verilerek kalça kemiğinden aspirasyon iğnesine benzer iğnelerle çok sayıda delik açılarak  kemik iliği toplanır.

Bu yöntem eskiden sık kullanılırdı ancak son yıllarda daha kolay bir yöntem olan periferik kök hücre toplanmaya başlandı. Bu yöntemde ilaç kullanılarak dolaşıma geçirilen kök hücreler aferez aletleri ile toplanır. Kök hücreler toplandıktan sonra çok yüksek dozlarda kemoteropati ilaçları radyoterapi ile veya tek başına hastaya verilir. Yüksek doz tedavinin amacı normal tedavi dozlarında ölmeyen dirençli kanserli hücreleri yüksek dozda ilaç kullanarak öldürmektir. Ancak tedavi sırasında kanserli hücrelerden başka  tüm kemik iliği hücreleri de tahrip olur. Kemik iliğinde bu tedaviden sonra tekrar kan hücrelerinin yapılması için mutlaka kök hücrelerin hastaya verilmesi gerekir. Damar yoluyla verilen bu kök hücreler kısa bir süre sonra kemik iliğine yerleşerek kan yapımını belli bir süre sonra başlatırlar. 

 
CRP ( C reaktif protein); Karaciğerde yapılan bir proteindir. Romatizmal hastalıklar ve  MM gibi hastalıklarda kan düzeyi artar.


Ristosetin kofaktör aktivitesi; Tromosit agregasyonunu ölçen özel aletle yapılan ve vWH gösteren bir testtir.

Aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır

                          

1-    Hematology Basic Principles and Practise ;Ronald Hoffman, Edward J.Benz Jr, Sanford J.Shattil, Bruce Furie, Harvey J.Kohen, Leslie E.Silberstein, Philip Mc Glave 3 rd edition,2000.

2-    Willams Hematology; Marshall A.Lichtman,Ernest Beutler,Thomas J.Kipps,Uri Seligsohn,Kenneth Kaushansky,Josef T.Prchal seventh edition 2006.

3-    Wintrobe’s Clinical Hematology John P.Greer, John Foerster,John N.Lukens,George M.Rodgers, Frixas Paraskevas, Bertil Glader. 11 th edition 2004 .

4-    11 th the European hematology association education program.Amsterdam,The Netherlands.June 15-18,2006

5-      Debra A. Pearson ,Teresa G. Paglieroni, Dietrich Rein, et all The effects of flavanol-rich cocoa and aspirin on ex vivo platelet function Thrombosis Research  106, 191-197,2002,

6-    Naghma Khan, Farrukh Afaq and Hasan Mukhtar Apoptosis by dietary factors: the suicide solution for delaying cancer growth Carcinogenesis 28,2,233-239, 2006

7-    Quiney, C., Dauzonne, D., Kern, C., et all; Flavones and polyphenols inhibit the NO pathway during apoptosis of leukemia B-celLeukemia Research,  28, 8, 851-861,2004.

8-    Hasan Mukhtar and Nihal Ahmad,Tea polyphenols: prevention of cancer and optimizing health.American Journal of Clinical Nutrition, 71, 6, 1698-1702,2000.

9-    Giovanni DE Gaetano, Amalia DE Curtis, Augusto DI Catel Nuova et all Antithrombotic Effect of Polyphenols in Experimental Models Annals of the New York Academy of Sciences 957:174-188,2002.

10- Christina Chrysohoou, Demosthenes B. Panagiotakos, Christos  

     Pitsavos et all. Adherence to the Mediterranean diet attenuates

     inflammation and coagulation process in healthy adults J Am Coll

     Cardiol,  44:152-158,2004

11-Ines Urouıaga and Federico Leighton. Plant Polyphenol Antioxidants

     and Oxidative Stres. Biol. Res.,33 ,2,2000.

12- Manach, C., Williamson, G., Morand, C et all; Bioavailability and

      bioefficacy of polyphenols in humans. I. Review of 97

      bioavailability studies. American Journal of Clinical   

      Nutrition, 81,1,230-242,2005.

  13-  Barry Halliwell. Dietary polyphenols: Good, bad, or indifferent for

         your health?. Cardiovascular Research , 73,2, 341-347,2007.

14-      Claudine Manach, Augustin Scalbert, Christine Morand et all.

       Polyphenols: food sources and bioavailability . American Journal of  

      Clinical Nutrition, 79, 727-747, 2004.

 

 

 

 



Alt Başlıklar





<<< Önceki Sayfa

   © 2017 Prof. Dr. Ahmet ÖZTÜRK - www.hematolojika.com